Öylesine yazıyorum
Fikirlerimi sizlerle paylaştığım bir platform
28 Kasım 2020 Cumartesi
Poyrazköy ve Yavuz Sultan Selim köprüsü
RİVA DA NE YAPILIR?
Riva dediğim yer; İstanbul'un Anadolu yakasında bulunur. Aslına baktığınız da; "Riva" ismini her duyduğumuz da kafamızda zengin muhit ön yargısı oluşur. Evet; lüks siteler var, ama Riva'nın sadece ufak bir kasaba olduğunu biliyor muydunuz?
Riva'da ne yapılır? Riva kalesinden manzara izlenir, kumsalından denize girilir, belki rakı balık. Eskiden kasabanın tam merkezinde bir tane pideci vardı orası da çok güzeldi ama en son yaptığım ufak gezinti de bölgenin biraz değiştiğini gözlemledim. Fiyat nasıl? diyecek olursanız "pahalı" hele bu korona günlerin de ne yazık ki; kanal bölgesindeki balıkçılar buldu mu geçiriyor. Riva bölgesini seviyorum yolu güzel, havası güzel kışın bile güzel. Yağmur mu var? kafan mı atık? çek arabanı kumsala otur takıl. Eskiden kumsala arabayla giriş ücretsizdi. Şimdi orayı da düzenlemişler, temizlemişler ve ücretli yapmışlar 0-2 saat ücretsiz diye hatırlıyorum.
Bölge'de hatırladığım kadarı ile iki tane otel bulunmakta. Bir tanesi, merkezi geçince ormanın içinde ve kendine ait koyu vardı. Aman siz siz olun, kafa tatili yapmak için Rivayı tercih ederseniz orman yollarından dikkatli gidin çünkü, kurbağa sürüsü yollardan geçmekte ve bir çok ceset görebilirsiniz. İlkbahar döneminde, bu olay çok yaşanıyor. Riva'da dikkatli baktığınızda; üçüncü köprünün başını görebilirsiniz. Yaz dönemlerinde, kanal turları yapılıyor ve kanalın ilerisinde ufak kahvaltı yerleri var. Fiyat biraz kabarık ama, hizmetin iyi olduğundan eminim. Sevgilimle nereye gideyim? Günü birlik ufak Riva turu bence ideal. Hem konuşmak, hem dinlenmek, hem takılmak için. Riva hakkında daha fazlası için yazıya clicklemeniz yeterli RİVA VİDEOSU böylece kumsal videosu ile bu okuduğunuz yazının görselini yaşayabilirsiniz
ANATOMİ ASİSTANLIĞI NEDİR?
Sabah mesaiye gitmek için
hazırlanırsınız. Aslında mesaiye gitmek için değil, mesaiye gider gibi
hazırlanırsınız. Çünkü siz aslında hayatın ta kendisine gidiyorsunuzdur. Tüm
gerçekliğiyle, tüm çıplaklığıyla hayata gidiyorsunuzdur. Gördükleriniz,
inceledikleriniz, anlattıklarınız; yaşarken insanın bile kendi ile ilgili
bilmedikleridir.
Ben bir anatomistim, tıp fakültesinde
bir asistan.Hekimlik bilgilerinin ilk basamaklarından olan anatomiyi geleceğin
hekimlerine aktarmaya çalışan bir asistan. Hem öğrenmeye hem öğretmeye odaklı,
işi hayatı olmuş bir anatomi asistanı. Gözlerimizin içine, öğrenmeye aç bakan
öğrencilerimiz vardır bizim. Mesleğin kutsallığını, gelecekteki yerlerini,
sıfatlarını, egosuz sindirebilirlerse, onlara anlatmak tüm duyguları aynı anda
tattırır. Bilinmezi bilmenin doyumunu yaşatır, bildiğini aktarabilmenin
mutluluğunu. Üzüntüyü yaşatır ve saygıyı. Üzerinde ders anlattığımız metal
masada yatan kadavraya saygıyı. Bugünün anatomistleri, geleceğin hekimlerine
eğitim verebilsin diye, vefatından sonra kullanılmak üzere, kendi bedenini
bağışlayan kişinin bedenine saygıyı. Bir beden bilimi, yapı bilimidir anatomi.
İnsan vücudunu oluşturan yapıların normal şeklini, yapısını, fonksiyonlarını,
birbirleri ile bağlantılarını inceleyen bir temel tıp dalıdır. İçinden kesmek,
çıkarıp kesmek, kelime anlamı olarak da belirtilebilir anatominin. Anatomide
öncelikli olarak; teorik ders anlatılır. Sonrasında öğrencilerin o konuya
çalışıp, belirlenmiş ders saatinde laboratuarda olması beklenir. Laboratuarda,
anlatılan dersin pratiği yapılır. Yeri geldiğinde maketlerimiz, yeri geldiğinde
kadavralarımız ile derste anlatılanları gösteririz öğrencilere. Yapıların
bütünlüğünü ve bağlantılarını beyinlerinde oturtabilsinler diye tekrar tekrar
anlatırız, gösteririz, Bence öğrettiğimiz en güzel şey saygı duymaktır.
Üzerinde ders anlatılan bedene saygı duymak. Vefaatı sonrasında, bedenini
eğitime bağışlayan kişinin bağışına saygı duymak.
Üzerinde ders anlatacağımız
bedenleri, kadavraları, ders öncesinde konuya uygun hazırlamak için açarız,
keseriz yani. Göstermemiz gereken, anlatacağımız yapıları görünür hale
getiririz. Buna diseksiyon denir. Kol bacak beyin ya da iç organ. Ve ilk defa
laboratuara gelen öğrencilere öğütler verir bazı hocalar. Buna ben de dâhilim
:) Üzerinde ders anlatılan kadavralara mütemadiyen saygı duymaları gerektiğini söyleriz.
Gördükleri yapıyla dalga geçmemelerini, fazladan bir parça yağla, değişik duran
bir organla ilgili cümle kurmanın onların haddine olmadığını anlatırız.
Bedenini bağışlamış kişi, orada yatan kadavra; anneniz, babanız, eşiniz,
çocuğunuz olabilirdi, saygıda kusur etmemelisiniz deriz. Hatta her gün
gördüğümüz hastalarımızdan birisinin; bir gün beden bağışçısı olabileceğini, bu
sebepten hem hastalarımıza hem kadavralarımıza saygılı olmamız gerektiğini
anlatırız.
Derslerimiz eğlencelidir. Anladılarsa, öğrendilerse ve
eğlendilerse bizi dinlerken, olumlu geri bildirim aldıysak öğrencilerimizden,
mutluluk yüreğimize işler. Yani en azından benim için öyle:) Hem diseksiyon
yapmayı, hem anlatmayı, hem de orada olmayı sevmek, nefes aldığını hissetmek
anatomi, hayatın ta kendisi... Kişinin kendisinin bile bilmediği bir şeyi
incelemek, ne kadar büyük ve ne kadar önemli. Kimse kendi içini açıp ne
olduğunu göremiyor. Bir insan bedeninin içini doyasıya inceleyebilmek,
keşfedebilmek ne kadar değerli. Evet teknoloji çok ilerledi, birçok görüntüleme
tekniği var; röntgen, MR, ultrason, tomografi vs. Ancak bunların hiç birisi
gerçekten açılarak incelemek gibi değil. Evet, cerrahlar var, kesip
ameliyatlarını yapabiliyorlar. Ancak onların da ameliyatlarını en düzgün
şekilde tamamlayabilecekleri en kısa sürede işlemlerini bitirmeleri uygun
olandır. Oysa biz anatomistler, görmeyi ve daha güzel gösterip anlatabilmeyi
amaçlarız. Saatlerce hatta günlerce
süren diseksiyonlar yaparız. Amacımız gerçekten görebilmek, anlayabilmek ve
daha güzel gösterebilmek, daha net görünür hale getirebilmektir.
Doğru bilgiyi edinmek ve güzel bir şekilde aktarmak içindir çabamız. Anatomi sanattır. Mutluysan anatomide, hissederek yapıyorsan işini, nefes almaktır, hayattır anatomi.